# Politeizm

> *Tanrı Küçüldüğünde Geriye Ne Kalır?*

**Language:** TR
**Source:** wecome1.com - Transparent Awareness

---

Neden birden fazla tanrı olamaz?
Bir kavramı anlamak istiyorsanız, önce ne anlama geldiğini netleştirmeniz gerekir. Kelimeler genellikle içi boşaltılmış halde dolaşır — herkes onları kullanır, kimse onları tanımlamaz. "Tanrı" da böyle bir kelimedir.


Peki "Tanrı" dediğinizde neyi kastediyorsunuz?


Eğer her şeye gücü yeten, mutlak iradeye sahip, nihai otoriteyi kastediyorsanız — o zaman bu tanımın içinde çok basit ama kaçınılmaz bir mantık yatar. Ve bu mantık inanç gerektirmez. Düşünmek yeterlidir.


Mutlak Olan Birden Fazla Olamaz


Mutlak irade birden fazla yerde var olamaz. Eğer olabilseydi, mutlak olmazdı.


Şunu düşünün: Eğer Tanrı A bir şeyi isterse, Tanrı B tam tersini isteyebilir.

Bu durumda hangisi üstün gelir? Hangisi üstün gelirse gelsin, diğeri her şeye gücü yeten değildir — çünkü iradesi başka bir irade tarafından sınırlandırılmıştır. Ve sınırlı olan bir şey, tanımı gereği mutlak olamaz. Dolayısıyla birinin varlığı, otomatik olarak diğerinin tanımını çürütür.


Bu teolojik bir duruş değildir. Bu saf mantıktır. İnanç gerektirmez — sadece tutarlılık gerektirir.


Tarih Bu Sorunu Gördü — Ve Farklı Bir Şekilde Çözdü


Tarihsel çok tanrılı sistemler bu çelişkinin farkındaydı. Ve bunu — "tanrı" kavramını küçülterek çözdüler.


Yunan, Roma ve Mısır panteonlarına baktığınızda şunu görürsünüz:

Bu tanrılar birbirlerine bağımlıdır, birbirlerinden korkarlar, hata yapabilirler, kıskançlığa eğilimlidirler, bazen yenilirler, bazen yanılırlar. İnsan duygularının büyütülmüş versiyonlarına benzerler. Mutlak değillerdir. Sınırlıdırlar. Çaresizlik anları yaşarlar. Başarısızlık anları vardır.


Dürüstçe incelendiğinde, şunu söylemek gerekir: bunlar tam anlamıyla "Tanrı" değillerdir — daha doğru bir ifadeyle, sözde daha üstün varlıklardır. Kelimeyi taşırlar ama tanımını karşılamazlar.


Dolayısıyla çoktanrıcılık, gerçekten mutlak bir tanrı fikrini çoktan terk etmişti. Sadece bunu hiçbir zaman yüksek sesle dile getirmedi.

Tanrı Küçüldüğünde Geriye Ne Kalır?


Fakat asıl soru işte burada başlıyor.


Bu küçülmüş tanrıları ne yarattı? Eğer kendi kendilerine ortaya çıktıklarını söylerseniz, sonsuz bir gerilemeye düşersiniz — her varlık başka bir varlığı gerektirir, zincir asla durmaz, ayaklarınızın altında hiçbir zemin bulamazsınız. Eğer onları başka bir şeyin yarattığını söylerseniz, o zaman o başka şey nedir? Ve onun arkasında ne yatmaktadır?


Bu zincir bir yerde durmalıdır. Durmak zorundadır — çünkü aksi takdirde hiçbir şeyin var olmaması gerekirdi. Oysa işte burada, açıkça görülebilen bir evren duruyor.


Zincirin durduğu yerde, tanımı gereği, mutlak bir şey olmalıdır.

Varlığını kendisi dışında hiçbir şeye borçlu olmayan bir şey. Sadece var olan bir şey.


Politeizm bu soruyu asla sormadı. Çünkü bu sorunun cevabı, tüm o küçültülmüş tanrıları gereksiz kılar. Onları aşar. Onların önünde, onların üstünde, onlardan bağımsız olarak durur.


Yani politeizm mutlak olanı ortadan kaldırmadı. Onu sadece görünmez kıldı. Bir perde çekti. Ve o perdenin arkasında, soru durmaya devam etti — tıpkı her zaman olduğu gibi.


Geriye Ne Kalıyor?


Mantık bizi sadece bir yere kadar götürür. Birden fazla mutlak imkansızdır — bu açıktır. Küçültülmüş tanrılar gerçekte tanrı değildir — bu da açıktır.

Ve her şeyin arkasında, zincirin durduğu yerde, mutlak bir şey var olmalıdır — bu da açıktır.


Fakat burada dikkate değer başka bir şey daha var: bu sonuca ulaşmak için hiçbir kutsal kitabı açmadık. Hiçbir peygamberin sözüne başvurmadık. Hiçbir geleneğin otoritesine sığınmadık. Sadece bir soru sorduk — ve onu dürüstçe takip ettik.


Düşünce, kendi ayakları üzerinde yürüdüğünde, sizi her zaman beklediğiniz yere götürmez. Bazen sizi daha önce hiç durmadığınız bir kapıya çıkarır — ama hep orada olan bir kapıya.


O mutlak şeyin ne olduğu, nasıl tanımlanması gerektiği, insanla ilişkisinin ne olabileceği —

bunlar bu metnin cevaplayacağı sorular değil. Bu metin sadece şunu söylüyor: orada bir şey var. Mantık onu işaret ediyor. Geri kalan her şey — adı, yüzü, sesi — size bırakılmıştır. 


Çünkü bazı sorular, cevaplandığında küçülür. Açık bırakıldıklarında ise büyürler. .