# Ustalık

> *Dürtüye Karşı İrade*

**Language:** TR
**Source:** wecome1.com - Transparent Awareness

---

Arzular üzerinde teslimiyetsiz ustalık nedir?
"Açken yemek yemek, arzuyu tamamen susturmak değil, ona teslim olmadan cevap vermek" ifadesi, ilk başta sert, hatta tuhaf gelebilir. Açlık, bedenin en temel ve doğal çağrılarından biridir. Bir insan acıktığında yemek yemek normaldir; hatta gereklidir. Ancak bu ifade açlığı inkâr etmez. Bir insanın açlığa karşı takındığı tavrı sorgular. Buradaki mesele sadece yemek yemek değildir. Asıl mesele, bir insanın kendi dürtüleriyle kurduğu ilişkidir.


Çoğu zaman, bir insan acıktığında, sadece bedenin ihtiyacına karşılık vermez; aynı zamanda o anki arzunun gücüne teslim olur. Açlık aniden düşünceyi daraltabilir. Sabır zayıflar, ölçü kaybolur ve "yeterlilik" hissi geri çekilir. Bir insan sadece bir ihtiyacı gidermez; o ihtiyacın çekimine kapılır. Bu ifade, tam da bu noktada farklı bir farkındalık sunar. Açlığı tamamen susturmaya, onu tam olarak tatmin etmeye ve o dürtüyü mutlak doyuma ulaştırmaya çalışmak yerine, insan ona sınırlı ve kontrollü bir yanıt verir. Bu şekilde, yemek yemek sadece mideyi dolduran bir eylem olmaktan çıkar ve iradeyi koruyan bir duruş haline gelir.

“Teslim olmadan yanıtlamak” ifadesi önemli bir farkındalık taşır. Bazen bir insanın ihtiyacı olan şey, bir dürtüyü tamamen tatmin etmek değil, onun ilk güçlü dalgasını yönetmektir. Her arzu son noktasına kadar götürülmek zorunda değildir. Her açlık tam doygunluğa ulaşana kadar beslenmek zorunda değildir. Bazen gerekli olan, kendi merkezini kaybetmeden bedene yeterince yanıt vermektir. Bu, açlığı onun kölesi olmadan kabul etmek anlamına gelir.

Bu bakış açısından, bir kişi bedenle savaş halinde değildir. Açlığı bastırmaya, onu silmeye veya gereksiz yere kendini cezalandırmaya çalışmaz. Gerçek ustalık, ihtiyacı inkâr etmek değildir. İnkâr genellikle sadece bastırmadır ve bastırma genellikle daha sonra daha sert bir biçimde geri döner. Burada anlatılan ustalık daha dengeli bir şeydir: ne istediğini fark etmek, ona kör olmadan bakmak ve ölçü duygunu kaybetmeden yanıt vermektir. Beden konuşur, ancak nihai karar dürtü tarafından değil; bilinç tarafından verilir.

Bu nedenle, bu ifade aynı zamanda bir kişiden kendine karşı dürüst olmasını ister. Çok sık olarak, insan sadece aç olduğu için değil, açlık aşırılık için bir bahane haline geldiği için yer. “Zaten açtım” düşüncesi bazen kontrolü kaybetmeyi haklı çıkarmak için kullanılabilir. Farkındalık tam da burada başlar: aç olmak kendini kaybetmek için bir ruhsat değildir. İhtiyaç, aşırılık için bir bahane olmamalıdır. Bir insan, görünüşte haklı nedenlerin içinde saklanan kontrol eksikliği biçimlerini fark ettiğinde en çok büyür.


Bu ifade aynı zamanda küçük görünen anların büyük karakter testleri içerebileceğini de gösterir. Bir kişinin kim olduğu sadece büyük kararlarda değil, aynı zamanda küçük dürtülere karşı tutumlarında da görünür hale gelir. Masada, açlıkta, sabırsızlıkta, bekleyişte, şiddetle arzu ettikleri bir şeyin karşısında nasıl davrandıkları, kendileriyle olan ilişkilerini ortaya koyar. Ustalık büyük beyanlarla inşa edilmez; çoğu zaman, kimsenin görmediği küçük anlarda inşa edilir. Bazen bir insan kendini tek bir lokmada, tek bir kısıtlamada veya “yeter” diyebildiği anda tanır.

Bu düşünce tarzı zevke düşman değildir. Yiyeceği kınamaz, bedeni küçümsemez veya ihtiyacı utanç verici bir şey olarak görmez. Sadece tek bir ayrımı görünür kılar: ya ben yiyorum, ya da içimdeki dürtü beni yemeye zorluyor. Fark dışarıdan küçük görünebilir, ancak içeriden bakıldığında muazzamdır. İlk durumda kişi seçer; ikincisinde ise sürüklenir. Ve seçmek, kişinin kendine sahip çıkmasının en basit ama en güçlü yollarından biridir.


Gerçek irade, arzunun yokluğu değildir. Hiçbir şey istemeyen birinde öz denetim yoktur. Asıl mesele, hala isterken ölçüyü koruyabilmektir. Açken yemek yemek kolaydır; ne kadar yiyeceğinizin, ne zaman duracağınızın ve neden yediğinizin farkında olarak yemek yemek daha derin bir bilinç gerektirir. O halde ustalık, dürtünün yokluğu değil, dürtü mevcutken yönlendirilmiş kalabilme yeteneğidir.

Sonuçta, bu ifade bizi basit ama önemli bir yüzleşmeye götürüyor: hayatta insanlar genellikle gerçek bir ihtiyaçtan dolayı değil, kendi içlerindeki baskıyı azaltmak için birçok şey yaparlar. Yemek yemek bunun en açık örneklerinden biridir. Bir kişi, dürtünün bu en temel alanında bile kendini gözlemlemeye başlarsa, sadece yeme alışkanlıklarını değil, tüm hayatını da daha net görmeye başlar. Açlıkla kurulan ilişki, genellikle arzu, sabır, ölçü ve genel olarak öz kontrolle kurulan ilişkiyi yansıtır.


Bu yüzden bu ifadenin en derin anlamı şudur: bedenine karşılık verirken bile, bir kişi kendini kaybetmemeyi öğrenebilir. Mesele açlığı yok etmek değil, onun karşısında kendi merkezini korumaktır. Mideye istediği her şeyi vermek kolaydır; iradeyi ayakta tutarak ona yeterince vermek daha yüksek bir disiplindir. Ustalık tam da orada başlar: bir kişi ihtiyacı tanır, ona karşılık verir, ancak kontrolü ona devretmez.