# Varoluş

> *Onay Olmadan*

**Language:** TR
**Source:** wecome1.com - Transparent Awareness

---

Neden başkalarının onayına ihtiyaç duyuyorum?
Bir şey oldu, kimse görmemiş olsa bile.


Bu cümleyi bir kez daha okuyun. Çünkü modern insan için bu artık apaçık bir gerçek değil. Sessizce bir şey öğrendik: Eğer bir şey paylaşılmadıysa, tam olarak yaşanmamıştır. Eğer fotoğraf çekilmediyse, o an biraz solup gitmiştir. Eğer dile getirilmediyse, o duygu biraz hayali kalmıştır. Eğer beğenilmediyse, o fikir değerinden biraz kaybetmiştir. Paylaşılmayan eylem, eksik bir eylem gibi hissettirmeye başladı. Sanki gerçeklik, ancak başka birinin ekranına yüklendiğinde bir bütün haline geliyormuş gibi.


Bu bir tersine dönüştür. Ve o kadar yavaş, o kadar sessizce oldu ki, çoğumuz 

ne zaman saptığımızı hiç fark etmedik.


Görülmek bir eylemin sonucu olabilir. Asla onun ölçüsü olamaz.


Kimse izlemediğinde bile bir ağaç devrilir. Kimse okumadığında bile bir düşünce doğrudur. Kimse bilmediğinde bile bir aşk gerçektir. Varoluş tanık aramaz — tanık varoluşu izler. Ya da izlemez. Bu, varoluşun sorumluluğu değildir.


Ama biz bunu unuttuk. Ya da belki de hiçbir zaman tam olarak öğrenemedik. Çünkü çocukluktan beri her iyi şey bir karşılık buldu: alkışlar, notlar, ödüller, beğeniler. Eylemden hemen sonra gelen bu tepkiler, yavaş yavaş asıl neden haline geldi

yapılanlar için. Araç, amaç haline geldi. Ve farkına varmadan, değerin kaynağını kendi içimizden çıkarıp başka birine teslim ettik.


Onay, değeri dışarıya aktarır.


Kararı — "bu iyiydi" kararını — sizden alır ve bir başkasına verir. Ve bir başkası her zaman farklı hesaplar yapar — kendi korkularıyla, kendi yorgunluğuyla, kendi kör noktalarıyla. Bazen sizi görürler, bazen görmezler. Bazen anlarlar, bazen ise sadece bunu yapacak içsel alana sahip değillerdir. Bazen sizi hiç değerlendirmezler — o gün tesadüfen içlerinde ne taşıyorlarsa onu değerlendirirler.

Ve onların hesaplarını kendi gerçeğiniz sanmaya başlarsınız.


Bu yavaş bir aşınmadır. Kendinizden uzaklaşmanın en incelikli yolu. Kimse sizi zorlamadı. Kimse bir şey çalmadı. Siz sadece değer yargısını, giderek artan bir şekilde, dışarıya devrettiniz. Ve bir sabah uyandınız ve neyin iyi olup neyin olmadığını artık içinizden hissetmediğinizi fark ettiniz. Bunu dışarıdan öğreniyorsunuz. Her şeyi.


Sessizlik içinde hareket etmek, bu devri reddetmektir.


Buradaki sessizlik yenilgi değildir. Teslimiyet değildir. Aslında, kendine güvenin en yüksek biçimidir. Şunu söylemektir: Yaptığım şey, kimse fark etmeden önce de değerliydi. Öyle de olacak

sonrasında da değer taşır. Aradaki zaman, boşluk, sessizlik — bunların hiçbiri değeri değiştirmez.



Bazı şeyler fark edilmek için değil, yapılması gerektiği için yapılır. Bu ayrım küçük görünebilir ama bir insan hayatının gidişatını belirler. Çünkü ilk durumda sizi dışarısı yönlendirir. İkincisinde ise içerisi. İlkinde durma sinyali başkalarından gelir. İkincisinde ise durmaya veya devam etmeye siz karar verirsiniz. İlkinde anlam tepkiyle doğar ve onunla ölür. İkincisinde ise anlam zaten oradadır, sessizce var olmaya devam eder.



Tarih boyunca, en kalıcı şeyler genellikle onay alınmadan başlamıştır.

Bir bodrum katında yazıldı. Bir köyde bulundu. Yıllarca reddedildi. Ölümden sonra anlaşıldı. Değerli oldukları için hayatta kalmadıklarını, hayatta kaldıkları için değerli kabul edildiklerini söyleyebilirsiniz. Ama bu da yanlış. Hayatta kalan şey, içsel bir zorunluluk taşıyan şeydi. Onay bekleyenlerden değil, onu yapmak zorunda hissedenlerden geldi.


Çünkü onay bekleyenler, onay gelmediğinde dururlar. Bu zorunluluğu taşıyanlar ise devam ederler — hiç kimse izlemediğinde bile.


Ve işte bu yüzden kalıcıdır.


Varoluşun onaya ihtiyacı yoktur — çünkü onay geçicidir, varoluş ise değil.

Beğeniler silinir. Platformlar kapanır. Kalabalıklar dağılır. Anılar silikleşir. Fakat yapılan şey, yapıldığı anda olup bitmiştir. O an geri alınamaz. O anın gerçekliği, sonradan kaç kişinin onu fark ettiğine göre değişmez.


Görülmek güzel olabilir. İnsanlar sosyal varlıklardır — bağ kurarlar, paylaşırlar, bilinmek isterler. Bunlar doğal şeylerdir. Fakat görülmemek hiçbir şeyi bozmaz. Hiçbir değeri çalmaz. Hiçbir anlamı söndürmez.


Yaptığın şey, onu yaptığın anda tamamlanmıştı.


Geri kalanı sessizliktir.


Ve sessizlik, yokluk değildir.


Sessizlik bazen her şeyin en dürüst tanığıdır.