# Kabul

> *Kabul, İsteme ile Aynı Mıdır? Kabul ve Direniş Üzerine Psikolojik Bir Sorgulama*

**Language:** TR
**Source:** wecome1.com - Transparent Awareness

---

Kabullenme her zaman bir seçim midir?
Bir şeyi kabul etmek genellikle onu istemekle karıştırılır.
Gündelik dilde, kabul, anlaşma, onay veya içsel onay gibi görünür.
Ancak psikolojik ve felsefi olarak, kabul ve istek aynı durum değildir.



Bu makale net bir tez öne sürmektedir:
Kabul, mutlaka gönüllü değildir; genellikle direniş sürdürülemez hale geldiğinde ortaya çıkan bir psikolojik uyumdur.
Bu ayrımı anlamak için, kabulü direniş ekseninden incelemeliyiz.


Kabul ve İstek: Gerekli Bir Ayrım


İstek, arzu, seçim ve içsel onay anlamına gelir.
İçinde bir “evet” barındırır.



Ancak kabul, arzu olmadan da gerçekleşebilir.
Hiçbir içsel onay içermeyebilir.
Kabul genellikle sadece şudur:
gerçekliği inkar etmeyi bırakmak.



Psikolojik olarak, bu fark kritik öneme sahiptir.
Bir kişi bir durumu kabul edebilirken, hala onun farklı olmasını isteyebilir.
Bir kişi uyum sağlayabilirken, içsel olarak karşıt kalabilir.


Direniş Bir Psikolojik Güç Olarak


Direniş, zihnin istenmeyen bir gerçeklikle uyum sağlamayı reddetmesidir.
Doğası gereği irrasyonel değildir.
Birçok durumda, direniş koruyucudur.
Umudu, kimliği ve iradeyi korur.



Ancak direniş enerji gerektirir.
Sürekli duygusal, bilişsel ve bazen fiziksel çaba talep eder.



Direniş, değiştirilebilir bir şeye yönlendirildiğinde, üretken olabilir.
Ama direniş, değiştirilemeyecek bir şeye hedef alındığında, tüketici hale gelir.


Kabul, Direnişin Çöküşü Olarak


Birçok kabul biçimi, seçimden değil, tükenmişlikten doğar.



Örnekler tanıdık:



  Kalıcı bir kaybı kabul etmek
  Kronik bir hastalığı kabul etmek
  Geri dönüşü olmayan bir kararı veya sonucu kabul etmek



Bu durumlarda, kabul onay anlamına gelmez.
Direnişin sınırına ulaştığını gösterir.



Psikolojik olarak, kabul, direnişin maliyetinin uyum sağlamanın maliyetini aştığı zaman ortaya çıkar.
Bu bir özgürlük eylemi değil, bir hayatta kalma eylemidir.


Davranışsal Kabul vs. İçsel İstek


Bir kişi, içsel olarak reddederken davranışsal olarak bir şeyi kabul edebilir.
Bu ayrım genellikle gözden kaçırılır.



Birisi bir işte kalabilir, bir kurala uymak zorunda kalabilir veya bir durumda kalabilir
istediği için değil, alternatiflerin daha kötü veya mevcut olmaması nedeniyle.



Dışarıdan bakıldığında, bu onay gibi görünür.
İçsel olarak, genellikle çözülmemiş bir direniştir.



Bu içsel bölünmenin sonuçları vardır:



  Duygusal uyuşukluk
  Kronik hayal kırıklığı
  Bastırılmış öfke
  Kendi hayatından yabancılaşma hissi



İstek olmadan kabul, psikolojik bir maliyet taşır.


Kabul Ne Zaman Gönüllü Hale Gelir


Ancak, farklı bir kabul biçimi vardır.
İstekle daha yakın olan bir kabul.



Gönüllü kabul, şu durumlarda gerçekleşir:



  Alternatifler gerçekten değerlendirilir
  Her seçeneğin maliyeti anlaşılır
  Kabul, korkudan değil, anlam için seçilir



Burada, kabul teslimiyet değildir.
Bu, aktif bir yeniden yönlendirmedir.



Bu kabul biçimi, acıyı veya kaybı inkar etmez.
Onları daha geniş bir amaç anlayışına entegre eder.


Direniş Düşman Değildir


Önemli bir nokta:
direniş varsayılan olarak patolojik değildir.



Erken kabul, psikolojik olarak zararlı olabilir.
Meşru öfkeyi, yas tutmayı veya protestoyu susturabilir.



Bu anlamda, direniş bütünlüğü korur.
Çok erken kabul, bilgelik değil, pes etmeyi işaret edebilir.



Sağlıklı kabul genellikle direniş tamamen ifade edildikten sonra gelir.


Önemli Psikolojik Soru


Gerçek soru değildir:
“Bunu kabul ettim mi?”



Daha derin soru şudur:



“Buna uyum sağlıyor muyum çünkü bunu seçiyorum - yoksa artık direnmek için gücüm kalmadığı için mi?”



Cevap, kabulün bir irade biçimi mi yoksa tükenmişliğin bir belirtisi mi olduğunu belirler.


Sonuç


Kabul doğası gereği gönüllü değildir.
Genellikle, kaçınılmaz gerçekliğe zihnin uyumudur.



İstek ise, aksine, her zaman içsel bir onay içerir.



Her istek eylemi kabul içerir,
bununla birlikte her kabul istek içermez.



Bu ayrımı anlamak, kendimizle daha dürüst olmamızı sağlar —
ve “sadece kabul etmek” şeylerinin psikolojik maliyetine daha merhametli olmamızı sağlar.



Kabul bilgelik olabilir,
yoksa tükenmişlik olabilir.
Fark, direnişin dönüştürülüp dönüştürülmediği — yoksa sadece kırılıp kırılmadığıdır.